ABD FİNANS REFORMU YOLDA©
Nisan 25, 2010
MELEK ÇAĞLAR
Washington, D.C.
Amerikan Senatosu, bu hafta finans sektörünü yakından ilgilendiren reform tasarısını oya sunuyor. Cumhuriyetçilerin sıkı muhalefetiyle karşı karşıya olan tasarı onaylanırsa Başkan Obama’nın kriz sonrasında öngördüğü bankacılık reformuna bir adım daha yaklaşılmış olacak.
Temsilciler Meclisi Aralık ayında benzeri bir reform tasarısını onaylamıştı. Bundan sonraki adım, Senato’dan çıkacak tasarıyla meclis tasarısı arasındaki farkları gidermek ve genel kurulda oya sunmak. Sonrasında Obama geçen yıldan bu yana ısrarla gündemde tuttuğu reformlara imza atmada gecikmeyecektir.
Finans reform tasarısı aslında bir dizi ‘meydan muharebesine’ sahne oldu denilebilir. Reform nedeniyle güç ve para kaybedecek olanlar değişiklik rüzgarını kendi arkalarına almak için var güçleriyle mücadele ettiler.
Örneğin Merkez Bankası bağımsız bir mali tüketiciyi koruma dairesi kurulmasına şiddetle itiraz etti. Ama Senatörler, ısrarla bankanın daha önceki dönemlerde ‘ateşle imtihanını’ geçemediğini ve tüketicileri ‘predatory – aldatıcı’ finans kurumlarına karşı koruyamadıklarını yöneticilerinin yüzlerine söylemekten kaçınmadılar.
Gerçi sonuçta Senato Bankacılık Komisyonu’nun Demokrat Başkanı Christopher Dodd mali tüketiciyi koruma dairesinin Merkez Bankası çatısı altında kurulması önerisini taslağına aldı.
Peki bankacıları çıkarlarını zedeleyeceği gerekçesiyle endişelendiren ve Cumhuriyetçi Kongre üyelerini de devletin giderek daha da müdahaleci olma çabasının son adımı olarak değerlendirdiği tasarıda neler var.
Bir kere artık bankaların borç miktarını azaltıp, sermayelerini artırmaları gerekiyor.
Sonra öyle Amerikan rüyasını yani herkesi ev sahibi yapma bahanesiyle zor zor geçinen fakir-fukaraya bol keseden ev kredisi dağıtmak da yok. Öyle ya son mali krizine giden yolu bu sorumsuz kredi verme anlayışı körüklemişti. Bankalar ve kredi aracı kurumları her önüne gelenin, belgelenmesi istenmediği için, kazandığının üç-beş katı gelir gösterip, ödeme güçlerinin fersah fersah ötesinde ev almalarına göz yummuşlardı. Nasıl olsa bankalar ve aracı kurumlar bu kredileri daha sonra ‘securized debt’ adı altında başka bir finans kurumuna yatırım aracı olarak satıp riski üzerlerinden atacaklardı. Bu yüzden gönülleri rahattı. İşte artık bundan sonra gelirini ispat edemeyen öyle istediği kadar ev kredisi alamayacak. Gerçi Adam Smith’in meşhur gizli eli mali krizle piyasalara şöyle esaslı bir Osmanlı tokadı attığından beri bankalar zaten kendilerine çeki düzen vermiş kredi isteyen riskli müşterileri geri çevirmeye çoktandır başlamıştı.
Bir de tasarının asıl meydan savaşına yol açan bir diğer maddesi türev piyasaları oldu. Bankacılık Komisyonu artık ucu bucağı pek de kestirilemeyen türev piyasasını esaslı bir denetim altına almak isteyince Tarım Komisyonu’ndaki senatörler ellerinden oyuncakları alınmış çocuklar misali huysuzlandılar. ‘Türev borsasının başlangıç noktası ve temeli tarım ürünleridir, o yüzden türev borsaları bizden sorulur’ havasıyla denetimi bankacılık komisyonuna bırakmamak için manevralar denedilerse de Dodd kendi taslağına türev piyasalarını denetim altına alacak maddeyi koydu. Buna göre Citigroup, Bank of America gibi dev bankalar türev borsalarında doğrudan faaliyet gösteremeyecek, bunu yalnızca yan kuruluşlar aracılığıyla yapabilecekler. Cumhuriyetçiler buna da karşı çıkıyor, bu madde yüzünden son derece karlı bir alan olan türev borsalarında uluslararası alana kaçışın başlayacağını iddia ediyor.
Sonuçta Merkez Bankası da güç savaşından bir anlamda mağlup çıktı denilebilir. Tasarıya göre banka artık sadece varlıkları 50 milyar Dolar’ı aşan 35 büyük bankadan sorumlu olacak. Geriye kalan 4900 küçük özel banka ve 850 eyalet güdümlü banka başka kuruluşların sorumluluğunda olacak. Merkez Bankası bütün bankaların denetiminin kendisinde kalmasında ısrar ediyordu. Banka yetkilileri, bu şekilde piyasalardan daha iyi bilgi topladıklarını ve tüm ülkenin mali durumunu bu şekilde daha iyi görebildiklerini söylüyordu. Ama bu argümanları yeterli olmadı.
Senato Bankacılık Komisyonu’nun getirdiği bir diğer yenilik de büyük bankalardan alınacak paralarla oluşturulacak 50 milyar Dolar’lık ‘Tasfiye Fonu.’ Bu fon batmak üzere olan bankaların bir an önce tasfiye edilmesi için kullanılacak. Cumhuriyetçiler bu maddeye de karşı. Gerekçeleri ise bu fonun varlığının bankacıları yine eskiden olduğu gibi sorumsuz şekilde davranmaya iteceği. Demokratlar ise bu iddiayı kayda değer bulmuyor.
2008 öncesinde mali sektör Amerika’nın ulusal karlarının üçte birini oluşturuyordu. Böylesi büyük bir sektörü yasal denetime almak işte bir o kadar zor ve bir o kadar da zahmetli. Ama Obama’nın reform isteğine hak ve destek veren Temsilciler Meclisi ve Santo üyeleri zoru başarmak üzereler. Reformlarda sonuca ulaşıldığında ve Başkan yasayı imzaladığında Amerikan finans sektörü uzun yıllardan sonra ilk kez reformdan geçirilmiş olacak.